Kadın-erkek ilişkilerine dair genellikle sorulan klişe soruların dışında merak ettiğim ve kafa karışıklığı yaratan konuları farklı alanlardan tanıdığımız 6 erkeğe sordum. Aldığım cevapları tekrar tekrar okuduğumda iyi ki böyle bir röportaj yapmışım dedim. Çok amatör ama eşi benzeri bulunmayan bir şey oldu. Tekrar sorularımı cevapladıkları ve fikirlerini paylaştıkları için Scissorhands, Berk Duygun, Massayi Donatello, Absurdman, Mustafa Soydan ve Kubilay Sakarya'ya çok teşekkür ediyorum!
Kadın – erkek ilişkileri söz konusunu olunca akla ilk gelen aradaki duygunun kelimeye dönüşmesi yani ifade edilmesi. Ve bu konuda “seni seviyorum” cümlesinin artık etkisinin olmadığını, özel bir kişiye karşı hissedilenler söylenecekse daha içten cümlelerle anlatılmaya çalışılmalı diye düşünüyorum. Peki ya siz ?
Scissorhands: İlle edebi, derin cümlelere gerek yok diye düşünüyorum. Seni seviyorum demek çok kolay. Anlam yükleyebilmek zor.
Berk Duygun: Daha çok bu cümleyi kullanan kişinin içtenliğine bağlı.
"Seni Seviyorum" cümlesi -içten söylendiği zaman- yüzlerce iltifatın, şarkının, aşk cümlesinin yoğunlaştırılmış hali gibi de söylenebilir, çok yapay, yüzeysel bir cümle gibi de.
Massayi Donatello: Kadın-erkek ilişkisi söz konusu olduğunda aklıma ilk gelen sevgi sözcükleri olmuyor. Aslında kimsenin akına ilk bu gelmez. Medeniyetin varoluşundan beri çok fazla ve çok yönlü evrim geçiren ve hala geçirmekte olan bir ilişki kavramı var. Sevgi sözcüklerininse takdir edersin ki ilişkiyle değil sevgiyle ilgisi var. Fakat uzun bir süredir insanların algısı sevgiyi sözcüklerle ifade etme davranışından sevgiyi sözcüklere hapsetmeye doğru kaydı. Bunun sebebi dünyadaki çoğu şeyin giderek minimal ve optimize hale getirilmesi gibi gözüküyor. Çünkü medeniyet, nesnel yapıyı cebe sığacak hale getirirken soyut kavramları da küçültüyor. Bunu küçük bir kavram geliştirerek değil, varolan kavramları kırparak yapıyor. Yani Twitter, kavramsal olarak çok da yeni bir şey değil. İnsanlar çok uzun zamandır hitabet yeteneklerini karakterlerle sınırlıyor. "Seni seviyorum" da bu sınırlı karakterle oluşturulmuş klişelerden biri. Bugün Brad Pitt'in Angelina Jolie'yi "sürtük" diye sevdiği bir film vizyona girse ertesi gün sokaklarda birbirini aynı şekilde hitap edecek çok çift var. "Seni seviyorum" bu bağlamda insanların yazdıklarını retweet etmekten farksız.
Kubilay Sakarya : Bence 'Seni seviyorum' ya da 'sana aşığım' gibi kelimelerin hala büyük etkisi var. Ama ilişkinin ilk gününden söylenen bu tarz kelimeler bana inandırıcılıktan uzak geliyor. Bu ifadelerin anlamı sandığımızdan daha derin olmalı ve gereksiz yere kullanılmamalı diye düşünüyorum.
Absürdman : Bence sevgiyi hareketlerle, tavırlarla, eylemle göstermek cümlelerle anlatmaktan daha anlamlı. Yani bir ilişkide sevgiyi kelimelerle ifade etmek bence yeterli değil, hem içten söylendiği düşünülen sözler yalan olabilir. Bu dönemde kimseye güven olmuyor :)
Mustafa Soydan : Kesinlikle haklısın bence, seni seviyorum demek ilişkinin zirve noktası ve aynı kararlılıkta gidebilen bir ilişkiyse denilmeli.. Normalde herkes bundan korkar dönüm noktası olarak görülür. Garip insanlarız birinin seni seviyorum demesi neden korkutur bir insanı, sanırım iş ciddiye biniyor diye.. Bence yasaklansın bu cümle, çünkü söyleyende duyan da korkuyor gerilime gerek yok..
Artık sağlıklı ilişkiler görülemez hale geldi. Hep bir kavuşamayanların hikayesi dönüp dolaşıyor. Sizce bunun sebebi ne olabilir ?
Scissorhands: Prime time zaman diliminde yayınlanan diziler. Tek sebep bu. Herkes "filmlere konu olacak bir aşk hikayesi" yayınlamak zorunda hissediyor. Halbuki efendi gibi ilişkiye odaklanmak lazım.
Berk Duygun: İnsanlar fazla dizi izliyor. Sürekli gereksiz tripleşmeler, gurur yapmalar, stratejiden stratejiye koşmalar ilişkileri imkansız hale getiriyor. Bir süre sonra da "hoşlandığınız" ya da "sevdiğiniz" kişiyi rakip olarak görmeye başlıyorsunuz. İnsanlar acı çekmeye, kavuşamamaya özeniyorlar. Bu durumu mantıksız ve gereksiz buluyorum. Birbirlerini seven insanların aynı safta yer almaları gerekmez mi?
Massayi Donatello: Salkımda daha tüketilecek çok üzüm olduğu için. Kavuşamayan insanların teknik olarak zaten bir ilişkisi olamaz. Aslında "kavuşamayanlar" diye bir küme de yok. Durumlar var ve biz onları kavuşamayanlar başlığında topluyoruz. Aslında o durumlar kavuşamamaktan çok daha ciddi sorunlar barındırıyor. Bir de şu var; Adam bin yıl evvel oturup bir hikaye uydurmuş. Daha sonra başkaları ondan ilham almış, onlar da hikayeler yazmışlar. Neticede bütün bu hikayeler hep birbirinden esinlenildiği için birbirinin neredeyse aynı hale gelmeye ve kategorize olmaya başlamış. Bugün Brad'le Angelina'dan etkilenecek olan insan ırkı da o zamanlar bu hikayelerden etkilenmiş. Kaçınılmaz bir adım olarak, hikayeler gibi ilişkiler de birbirinin aynı olmaya yüz tutmuş. Bugün çok sınırlı sayıda insan ilişki yapısının nasıl olması gerektiği ve kendi doğası hakkında farkındalık sahibi. Geri kalanı ise hala bin yıllık hikayedeler. Adam hala ortalıkta "aşk olmazsa ilişki yaşamamın bir anlamı yok" diye dolanıyor. E ulan pezevenk, aşık olup da işi rast giden mi var? Aşık Veysel sana durumu özetlemiş zaten: Kavuşursan meşk olur, kavuşamazsan aşk olur.
Kubilay Sakarya : Günümüzde eskisi gibi birbirine bağlı yaşamıyor insanlar. Herkesin gücü kendi elinde ve bu ilişkilerde başı boşluğu doğuruyor olabilir. Karşılıklı fazla özgüven iyi bir şey değil sanırım..
Absürdman : İnternet sayesinde dönem değişti. İnsan her şeyde olduğu gibi ilişkilerde de kendisi için en iyisini arıyor, ve artık bu internet sayesinde çok kolay. Mesela bu yüzden uzak mesafe ilişkileri arttı, insanlar birbirlerine en uygun kişileri buluyorlar ama farklı şehirdeler. Bir nedenle mesafeler bir türlü kısalmayınca, kavuşulmayınca, bunlar sağlıksız ilişkilere dönüşüyor haliyle.
Mustafa Soydan : Bence beklentiler, herkes ne olduğunu da biliyor ama salağa yatıyor, ve bunu iki tarafta biliyor olmasına rağmen dürüst insan tribine giriyorlar. Erkekler kadınları, kadınlar erkekleri suçlayıp duruyor, her ikisi de yaralı her ikisi de suçlu bence, bence ikili ilişkiye giriliyorsa her türlü saçmalığı göze almak gerekiyor.
Bir genelleme yapılmazsa olmaz, size göre bir kadının ilişkideki hataları ?
Scissorhands: Drama arıyor hanım kızlarımız. Hassas olduğumuz konuların üstüne temkinli gitmek lazım.
Berk Duygun: Kadınların ilişkideki en büyük hataları erkeklerini oldukları gibi kabul etmek yerine değiştirmeye çalışmaları. Bir de hislerini açıklamak yerine onları bir kutunun içine kilitleyip, kutuyu yerin 9 kat altına gömüp erkeklerden ne hissettiklerini anlamalarını beklemeleri de ilişkiyi anlaşılmaz hale getirebiliyor. Geçen senelerde "Türkçe-Kadın, Kadın-Türkçe" diye bir kitap çıkmıştı, her insanoğlunun okuması gerekir. Tabi ki erkekler de aynı hataları yapıyor ama kadınların belki de kadınların onda biri kadar.
Massayi Donatello: Bu çok spesifiktir. İlla genelleme yapılacaksa kadının hatası kadın olmasıdır.
Kubilay Sakarya : Genelde erkeği yapmaktan hoşlanmayacağı şeylere sürüklemesi, mecbur hissettirmesi ve gereksiz kıskançlıklar...
Absürdman : Bence kadınlar çok ilgi arsızı. Kızmayın bana, öylesiniz :D Mesela bir ilişkide kadın tarafı sürekli telefonla aranmak istiyor, mesajlaşmak istiyor, internetteyken bile konuşmak istiyor. "Sevgilim sürekli benle ilgilensin" durumu var. Bu yüzden ayrılıklar yaşayınca da "birazcık ilgi istemiştim onu da çok gördün" oluyor. Yahu ilgi tabii ki göstericem ben, ama sen biraz rahat bıraksan? :D Mesela bana çok acayip geliyor ilişkilerde her gün konuşmak. Kendimden örnek vereyim, ilişkilerimde 1-2 gün karşı tarafı arayıp sormadığım olur, çünkü yalnızlığı ve kendime zaman ayırmayı çok seviyorum. Diğer türlü olunca bunalıyorum, karşı tarafı da bunalttığımı hissediyorum. Sanırım bu özelliğimle aşırı ilgisiz erkekler klasmanındayım :D
Mustafa Soydan : Bana göre kadınların 2 büyük hatası var, birincisi kalbinde biri varken ne sex ne de flört etmemeliler, ikincisi ise, kıskançlık yapmaları, bence çok gereksiz bir şey çünkü kendi de biliyor ki biri bir halt yiyecekse gözünün önünde yer farkına varmaz, o yüzden darlamayın kimseyi..
Peki özeleştiri yapacak olsanız ilişkide erkekleri hangi konularda eleştirirsiniz ?
Scissorhands : Erkek cinsine doğduğu andan itibaren işlenen, bilinçaltına istemeden yerleştirilen kalıplar var. Ne zaman ki bir hanım kızımız bu kalıpları bozsa, rasyonellikten uzak tepkiler vermek zorunda kalıyoruz. Her erkek kıskançtır, sahiplenicidir, bencildir. Sadece ona ait olsun ister sevgilisi.
Berk Duygun : Anlaşılmaz, içinden çıkılamaz ilişkilerde tabi ki kadın tek suçlu taraf değil. Sadık ve dürüst bir erkek bulmak zor. Bir de ilişkinin süreciyle doğru orantılı olarak artan, erkeklerin ilgisizliği var. Haliyle kadın da ilgiyi başkalarında aramaya başlıyor.
Massayi Donatello : Erkeklerin hatası da aynı mantıkla erkek olmaları oluyor.
Kubilay Sakarya : Erkekler için de fazla sahiplenme ve gereksiz kıskançlık en büyük sıkıntı bence..
Absürdman : Az önce dediğim gibi bazen aşırı ilgisiz davranıyorum ve benim gibi çok erkek var. Dengeyi tutturmak lazım, ben de dahil bazılarımız bunu yapamıyor. Bir de kadın tarafı çoğu kez haklı oluyor, bol bol "haklısın" diyebilmeliyiz :D
Mustafa Soydan : Erkeklerin genel olarak derdi tabi ki de gördüğün kıza yavşa durumları, bence bu durum çok insancıl değil,
İlişkilere dair hepimizin etrafında gördüğü, şahit olduğu bir çok klişe var. Sizin bir çiftte görmeye bile dayanamadığınız klişeler neler ?
Scissorhands : Yüzük takan çiftler. O kadar basitsiniz ki...
Berk Duygun : Çoğu ilişki klişeler üzerine kuruludur zaten, kimisi beraber Dünya'yı gezmek ister, kimisi beraber bir evde yaşlanmayı, kimisi çocuk, torun sahibi olmayı. Başkalarının klişelerini bir kenara bırakıp kendi klişelerimizin tadını çıkaralım derim.
Massayi Donatello : Çift olmaları.
Kubilay Sakarya : Hiç olmadık basit şeyler için atılan triplere veya büyütülen olaylara tahammülüm yoktur.
Absürdman : Ben en çok ilişki başlarında iki tarafın da hayatının aşkını bulduğunu zannedip bunu her ortamda tüm çevresine haykırmasına, aradan geçen zamanda da ayrılıp başladığı başka ilişkilerde aynı tavrı sürdürmesine uyuz oluyorum. Bunu yapmasınlar da başka klişelere göz yumabilirim :D
Mustafa Soydan : İki taraflı yalanlar ama sen bunu görüp kendilerine açarsan dünyanın en kötü insanısın, ilişkilerdeki oyunculuklara dayanamıyorum ben o yüzden sanırım pek beceremiyorum bu işleri..
Son olarak kadın-erkek ilişkilerine dair farklı fikirler almak adına yaptığım bu mini röportajın sorularını yanıtladığınız için çok teşekkür ederim : )
Scissorhands : Rica ederim canikom.
Berk Duygun : Başarılar dilerim.
Massayi Donatello : Rica ederim. Bize de bekleriz, bloga buyurun.
Kubilay Sakarya : Ben teşekkür ederim :)
Absürdman : Ne demek efendim ben teşekkür ederim :)
Keyifli bir sohbetti teşekkürler tekrar :)
ReplyDeleteharika bir röportaj olmuş, 6 farklı erkekten ilişki analizi.. Okuması çok keyifliydi
ReplyDeleteokurken "hea bende bundan nefret ederim, evet şu cidden sıkıcı oluyor, peeh bende aynısını yapıyorum" dedikten hemen sonra kendi ilişkimi düşündüm de, tahammül edemediğim bir çok şeyi yapan, yapmaya tahammül edemediğim bir çok şeyi isteyen bir adamla beraberim ben yahu ((:
ReplyDelete3. soruda Absürdman arkadaşın cevabı beni de anlatmış yahu,içimde bir erkek yan var galiba evet :D
ReplyDeleterica ederim yazılarını neden koydun ki, çok mu lazımdı :D
ReplyDeleteçok güzel olmus keyifle okudumm:))
ReplyDeleteHarika :) ah keske az daha zor sorular soraydın ;) saka saka erkekleri bu kadar yaZmak zorunda bırakmak bile zor mesele ;) eline saglık arkadaşların da yüreğine saglık farklı bakış acısı ;)
ReplyDelete"Türkçe-Kadın, Kadın-Türkçe" bu cok ii bir kitap adı:)
ReplyDelete